Faşist iktidarın dün “mutlak butlan” suretinde zuhur eden saldırıları, ne faşizmin alelade saldırılarından bir saldırı ne de apolitik bir tarafsızlığa düşeceğimiz bir burjuva klikler arası çatışmadır. Marksist devrimcilerin iki egemenden birinden taraf olmak yerine mevcut siyasi ortam ve koşulları gözeterek giderek azgınlaşan saldırganlığa karşı geliştirilecek mücadele biçimlerini ortaklaştırıp ona göre tavır almak gibi görevleri vardır. Faşist iktidarın süreçle oyalanan bir Kürt hareketi ve bölünmüş bir toplumsal muhalefet çizgisi ile seçime gitme isteği aşikar. Fakat tüm bu baskı pratiklerinin iç siyaset ötesinde bölgesel ve küresel gelişmelerin gebe olduğu neticeler silsilesine de bir hazırlık pratiği olduğu unutulmamalıdır. Bugün faşist iktidarın muhalefetin birleşmesinin önüne geçmek adına kurduğu baskılar ve Kürt hareketini zayıflatma girişimlerinin hiçbiri, ne İran savaşından sonra beliren güvenlik ihtiyacından ne de Rojava’da çetelerle yapılan uluslararası (!) işbirliğinden bağımsızdır.
Bugün tarihin biz devrimcilerin sırtına yüklediği yükümlülük; burjuvaziden bağımsız devrimci hattı sokaklardan fabrikalara, kampüslerden işyerlerine örgütleyip iktidara yürümektir. Bunun gereği sokakta CHP ile politik ve ideolojik farkını koyamayan bir kitleyi mobilize etmek olmadığı gibi bu gelişmeler hiç yaşanmamış gibi önümüze bakmak da değildir. İktidarın muhalefeti bölmeye yönelik hileli siyasetini ve Kürt sorununu çözümsüz bırakmaya yönelik hamlelerini direnişle geri püskürtmek, bugün sosyalistlerin üstlenmesi gereken bir sorumluluktur.
Devrimci-demokratların önünde bulduğu tarihsel dönemeç, faşist iktidarın zor aygıtlarına karşı duracak ve onu parçalayacak olan direniş hattını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle devrimci komünistler bu tarihsel eşikte tutarlı bir devrimci konumunu burjuva demokrasisinin o veya bu kanadından beslenmeyle bulmayacaktır. Bu yaşananlarla doğacak siyasal atmosferle dağınık direniş damarlarını ortak bir hatta toplayabilecek, faşist saldırıları püskürtecek ve toplumsal muhalefeti burjuva demokrasisinin sınırlarından ziyade devrimci çizgiyle buluşturacak imkanları arayacaktır. Burjuvaziden bağımsız devrimci hattı örgütlemenin yolu fiili mücadeleden geçer. On binlerce insanın, kadın çocuk demeden göz önünde katledilmesinin hiçbir karşılığı yoksa; öyleyse bu zamanda bizi bağlayan hiçbir yasayı, kanunu veya uluslararası kural ve kaideyi tanımıyoruz!
KOMÜN
