Gezi’de düşene dövüşene bin selam!

Yeni bir yaşam özlemi içinde olan milyonlar olarak, Gezi’ye akın ettiğimiz günlerde şöyle sesleniyorduk: “İktidarın baskı ve şiddet politikaları altında ezilen milyonlar aç, milyonlar işsiz, işte kapitalist sisteminiz!”

Gezi’de önümüzde duran sadece polis barikatları değildi, fabrikasıyla, bankasıyla, medyasıyla, okuluyla, ailesiyle, bizi yutmaya çalışan milliyetçi-tekçi, erkek egemen kapitalist sistemin kendisiydi. Kadınlar, gençler, işçiler, Aleviler, Kürtler, LGBTİ+’lar eskiye ait olan tek tipçi ne varsa barikatların arkasından önce parçalıyor sonra yaşamı yeniden kuruyordu! Gezi her anlamıyla yeni toplumsal ve sınıfsal dönüşümün ilk hücresini filizlendirmiştir.

O gün Taksim’de, Gazi’de, Okmeydanı’nda, Kadıköy’de, Ankara’da, Adana’da, Antep’te, ülkenin dört bir yanında, kendisini gösteren kolektif enerjiyle mücadelede özneleşen milyonlar, şehirlerin merkezinden tüm dünyaya “başka bir yaşam mümkün” diyerek haykırıyordu.

Bugün despotik emek rejiminin ağırlığı ezilen, sömürülen halkların üzerine yine kâbus gibi çökmüştür. Kapitalist faşist devlet baskılarını sistematik biçimde ve çok yönlü olarak sürdürüyor. Hak ve özgürlüklere yönelik hoyratça saldırılar, “Aile yılı” ilanları, üniversitelere-belediyelere kayyımlar, toprağın, suyun, ormanların talan edilmesi, işçi sınıfı üzerinde ücret yağmasıyla gözüyle gördüğü, eliyle tuttuğu her şeyi azami artı-değer sömürüsüne tabi tutan iktidar, sermayenin merkezileşme hamleleriyle birlikte muhalefeti de yutarak şiddet politikalarını acımasızca hayata geçiriyor.

İran’da, Suriye’de, Latin Amerika’da ve dünyanın pek çok ülkesinde emperyalist saldırganlık soluksuz bir şekilde devam ederken NATO zirvesi de Türkiye’de yapılmaya hazırlanıyor. Gezi’den Brezilya’ya uzanan enternasyonal hatta bir kere daha dünya işçi sınıfının ve halkların isyan dalgaları çoğalırken yeni isyanlar yaratmak önümüzde bir görev olarak durmaktadır.

Gezi direnişi daha o gün ilan ediyordu: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam! O günden 19 Mart direnişlerine kadar her toplumsal, sınıfsal, siyasal mücadelede gözümüz geçmişte kalan Gezi’ye değil, yeni Gezi’leri yaratma özlemiyle daha ileriye komünizmin ufkuna doğru kitlenmiştir!

Sarı sendikal bürokrasinin, ulusalcı reformistlerin, legalizm ve parlamentarizm bataklığına saplanmış “sol”un, burjuva-küçük burjuva muhalefetin göğüsleyemeyeceği toplumsal, sınıfsal öfke aynı Gezi’nin öngünlerinde olduğu gibi birikmektedir.

Gezi’nin yaratıcı öfkesi, kolektif direniş azmi ve enerjisi gelecek günlerde de yükselecek toplumsal direnişlerde kendisini gösterecektir şüphesiz.

Dün Gezi’de direnenlere, mücadeleye can, kan verenlere, bugün umudunu yitirmeyenlere, pankartlarını ter içinde taşıyanlara, bildirilerini sokaklarda usanmadan dağıtanlara, kadın cinayetlerine karşı direnen kadınlara, heteroseksizme karşı yaşamını direniş haline getirmiş LGBTİ+’lara, Ankara yolunu arşınlayan maden işçilerine, grevlere, direnişlere, üniversitesini teslim etmeyen üniversitelere, MESEM’lerde, meslek lislelerinde, MYO’larda sömürüye karşı direnen öğrencilere, geleceğin Gezi’lerini yaratacak olanlara bin selam!

Baskı ve sömürü altındaki milyonlar aç, milyonlar işsiz, işte kapitalist sisteminiz!

Gezi’den 19 Mart’tan bugüne süren inat bizimdir!

KOMÜN