Merhabalar,
Aradan geçen zamanın uzunluğu bir yana, yoğun ve sarsıcı etkisiyle, insan nereden nasıl başlayacağını bilemiyor. Her şeyden önce seni ve diğer tüm arkadaşları, insanın o ilk taşı atarkenki heyecanı ve gücüyle sımsıkı kucaklıyorum/kucaklıyoruz. Yoldaşlığını bir arada olmadan hissetmek, hissedebilmek benim güç kaynaklarımdan biri oldu ve olmaya devam ediyor, bunu tüm samimiyetimle bilmeni isterim. Bu güç karşılıklı olmuş mudur, ne kadar akıtabildik bunu, yaşamımızın maneviyatını, bunu en iyi değerlendirecek olan elbette sizsiniz. Ama ne sizi unuttuk, ne de geldiğimiz yeri. Burada her anımızda ürettik, aynı sancıları çektik, aynı sevinçleri yaşadık. Ve şimdi de aynı sabırsızlığı yaşıyor aynı özlemleri, aynı heyecanı paylaşıyoruz. Başka türlü düşündüğünü/düşündüğünüzü düşünmüyorum, sadece bir kez daha söylemek istedim.
Ve şimdi tekrar merhaba Yoldaş,
Burada senin ismini çokça zikir ettim, gelene gidene. (…) Uzun bir süredir de iletişim kurabileceğim kanallardan uzaktım, uzaklık bir yana imkanlarım ve koşullarım da uygun değildi. O yüzden hep dolaylı oldu iletişim sana dair. Orada durumlar nasıl, ortam nasıl, nasıl analiz ediyor ve görüyorsun merak ediyorum. Tabi bunlardan önce sen nasılsın 🙂 Farkındayız ki siz de burayı merak ediyorsunuz. Yapılan aktarımlar zaten mevcut. Onun dışında, şu an ne durumdayız dersem, kitabın giriş bölümüne nokta koyduk ve yeni bir bölüme geçtik. Boş bir sayfaya yazmaya başlamanın zorluğu ve kaygıları var elbette; ama yazabilceklerimizin çokluğu, sınırsızlığı ve tarihi önemi bütün bunları aşmamızda yardımcı oluyor/olacaktır. Süreç içerisinde biriktirdiğimiz çok şeyimiz oldu, bunu boş bir ajitasyon ya da cilalama olarak söylemiyorum. Politik, örgütüsel ve askeri olarak ciddi bir birikim oldu, bir kavrayış gerçekleşti ve bir ruh yaratıldı; DKP ruhu.
Sen nasıl görüyorsun, nasıl değerlendiriyorsun bilmiyorum tam olarak. Şunu kabaca söyleyebilirim: Daha doğru ve daha pozitif bir yerden bu geçişi yapabilirdik bu konuda yöntemsizlik ve yetersizliklerimiz oldu. Önümüzde duransa bugün öznel ve genel durumumuzu tam olarak kavrayıp ona uygun harekete geçmek, potansiyelleri görebilmek ve onları açığa çıkarabilmek, bunun için geliştirdiğimiz yöntemlerle adım atmak… Bunun krizi uzun süredir devrimci harekette mevcut bildiğin üzere. Şu anda daha da iltihap tutmuş halde devam etmekte. Bizim kendi yaşadığımız kriz tüm yapılarda mevcut; ancak biz bunu örtbas etmek yerine su yüzüne çıkardık, barışmadık bu yönle ve bugün bir hamle daha içinde konumlandırdık kendimizi. Dediğim gibi daha devrimci bir yöntemle, daha az olumsuzlukla daha iyi yönetilebilirdi, beceremedik, eleştirilerimiz ve özeleştirilerimiz bu yönde. Ancak sonuç olarak büyük bir samimiyet ve güven var ve bu birçok hastalığı aşmamızı sağladı, geliştirmeye ve büyütmeye de devam edecek.
Bir reddediş olarak çıktı DKP, masaya tekme vurdu ve kalktı. Bugün bu hamleye sahip çıkıp “huysuzluğunu” ve “sıradışılığını” sergileyebilecek ve bunu değdiği her şeye bulaştırabilecek zemine sahip. Devrimci hareketin donukluğu ve hareketszliğine karşı akışkan ve dinamik, kendini koruma içgüdüsüyle yapılan mesafeli duruşlara, dosta da düşmana da aynı gardı alışına karşı hesapsız ve cüretkar, bunların somutlaştığı bir toplam.
Yalnız bütün bunların bilincinde esas işimize odaklanmalıyız. Görüyoruz. Öncelikle şu an ortamlarımızda hakim olan ruh halinden bir an önce sıyrılmalıyız. Hantallığın “disiplininden”, şikayetçi, “ben dedim”ci, “olur”u aramayan olmazcılık, pasif umutlardan, suyun nereye akacağını bile bile izleyen seyirci bekleyişinden.. gibi gibi ortamlarımızda sıkça gözüken tüm bu ruh halini deşifre edip kaldırmalıyız. İhtiyacımız olan şey “yapmak”. Üretimin paydaşlığı ve paylaşımı, ortaklığın verdiği güç, coşku, heyecan. Bunlar ol denince olmuyor. Bunları böyle ard arda sıralamak sadece, laf kalabalığı. Bir şeyler gerekli, bir enerji, bir motivasyon. La Casa de Papel’de Profösör’ün yarattığı ekibi iyi görmek lazım. Önce net bir hedef vardı. Hepsinin farklı nedenlerden doğru müthiş ihtiyaç duyduğu hedefin etrafında gelişen çıkar ortaklığı bir kutsallık. Bu hedefe giderken olmazsa olmazları vardı. Açıklık, samimiyet ve örgütlülük, kolektivizm. Böylece hepsi bu çerçevede büyük bir motivasyonla hareket ettiler; hesapsızca, sadece hedef vardı artık onlar için. Motivasyonlarının kaynağı da gelecekte sahip olacakları sınırsız yaşamları ve mecut yaşamlarındaki “imkansız” hayalleri. Velhasıl diyeceğim o ki coşku ve heyacana ihtiyacımız var.
Şöyle de diyebiliriz yeraltında sayısız irili ufaklı tünel var, küçük küçük ama büyük çıkışlar vadeden o potansiyele sahip. Başımızı çevirdiğimiz her yerde işçi direnişleri, toplumun öfkesi, karanlıkta el yordamıyla kalan gençliğin yıkıcılığı, az buçuk kendini gösteren ya da henüz göstermemiş güçlü dinamikler var. Açtığımız tünelde spin atmak isteyenlere karşı tavrımız, o spinden çıkmak oldu. Ne olursa olsun o spinden çıkıp diğer bütün o kanallarla buluşmak için atıyoruz adımlarımızı ve yapabilceğimize inanıyoruz. Heyecanımız ve umudumuz burada. Bütün o tünellerle buluşabilme ve sonunda toprağı delip geçecek o ilk gün ışığının heyecanı ve umudu.
Bunları somutlamak gerekiyor. Bu konuda önerilerimiz ve yoğunlaşmalarımız var. Yapmak ve adım atmak… Belirli net hedefler belirleyip yapmak, küçük küçük de olabilir, bu sorun değil. Mevcut atmosferde küçücük bir kıpırdanış bile anlaşılamayacak büyüklükte gelişimler yaratabilir.
Bunları detaylı şekilde daha konuşuruz. Değerlendirmelerini ve görüşlerini, iç ve dış ortamın durumunu, ne yapıp ne ettiğini, ağları paylaşırsan göremediğimiz yerleri görebilme ve daha iyi değerlendime imkanımız olur. Bunlara ihtiyacımız var. Güçlü kavrayış ve güçlü fikirlere sahiptin hep. Bu hepimiz için çok önemli ve değerli.
Biraz dağınık oldu ama seninle ve arkadaşlarla çok şey konuşmak ve tartışmak istiyorum. Uzun zamandır görmediğin bir arkadaşınla konuşmaya başladığında bir anda her şeyi anlatmak istersin ya öyle de diyebiliriz. 😉 Bir de neyi ne kadar konuşmamız gerektiğini tam kestiremedim, senden gelecek olan yanıtla bir eksene oturmuş oluruz.
Şimdilik diyeceklerim bu kadar. Biz çok iyiyiz. Sizleri merak ediyoruz. Kendine/kendinize dikkat edin. Aklımız ve yüreğimiz sağlam kalsın.
Yoldaşça selamlar…
27 Ekim 2018
Kaynak: Komün Gücü
