Ceren Güneş, Yarınlar İçin Ölümsüzleşti! – Devrimci Komünarlar

Bu coğrafyadan bir Rojava Devrimi, Rojava Devrimi’nden de bir Ceren geçti. Bundan 7 yıl önce bugün, Serekaniye-Tıl Temir cephe hattında, bir kadın komünar, TC’nin başlattığı işgal savaşında ölümsüzleşti. Ceren Güneş, toprağa düştüğünde DKP/Birlik MK üyesiydi. Kısacık ömrüne sığdırdıklarıyla, örgütünü en ileriden temsil eden bir savaşçı, bir komutan, bir önder kadroydu.

Ceren yoldaş, hiçbir zaman arkasına bakmadı; incecik bedeniyle hedefe kilitlenmiş safi bilinç ve yürekti adeta. Günde yarını dokuyan, yarında yaşayacak olandı.

Tekrarlamak gerekseydi; bu yolu izlerdi tekrar. Üniversite sıralarında geleceksizliği; mezun olup girebildiyse işe, sömürü çarkının ağır sancısını; giremediyse işe, işsizliği bir pranga gibi ayağında taşıyan gençliğin içinden çıktı, onlardan biriydi. Bu devran sürgit dönmesin diye yürüttüğü mücadelenin, bir yerden sonra yetmediğinin ayırdına vardı; faz değiştirdi; bir devrim hamalı olmak için yola çıktı.

En çok da hem cinslerinin ezilmişliğini, korkularını, kaygılarını, yokluk ve çaresizliklerini dert etti. Kadının zulasında teşhirin ötesine geçen bir şeyler biriksin istedi. “Mutfaktaki kızgın yağları” bile bir savaş aracına dönüştürmek, her kadını kendi özgürlüğünün faili olarak örgütlemek istemesi bundandı. Hayali, öncü çıkışları örgütleyen, kadınların yürüyecekleri patikayı açan bir kadın özgürlük savaşçısı olmaktı. Günsüz ve geleceksiz bırakılanların günü ve yarını olsun istedi.

Tekrarlamak gerekseydi; bu yolu izlerdi tekrar. Devrimci bir savaş örgütünün teorik-siyasal-örgütsel-askeri inşası ile devrimciliğini öylesine iç içe geçirmişti ki, yapıp ettiği her şey yarınlara bağlanıyordu. Teorik-siyasal bir konuyla uğraşırken de, örgütsel faaliyetin tekdüze işlerini, gündelik hayatın rutinini devindirirken de, askerlik sanatında ustalaşmak için varını yoğunu ortaya koyarken de “söylediği hep yarınlar”dı…

Tekrarlamak gerekseydi; bu yolu izlerdi tekrar. Biliyordu ki bir komünist olarak yapacağı her şeyde yarınların yolunu döşüyordu. Dilinde ve pratiğinde komünist dünyanın teklifsizliği, sakınmasızlığı, doğallığı…  Yoldaşlığındaki incelik, yarınlar… Büyük küçük demeden her işe koşup kendi emeği ile yoldaşlarının emeğini bir yapması, örgütsel emeğin kolektif birliğini gergef dokurcasına dokuması, yarınlar… 

Tekrarlamak gerekseydi; bu yolu izlerdi tekrar. Hiçbir kavga, hiçbir devrim yoktur ki sonu garanti edilmiş olsun. Ama yine de en amansız kavgalara atılır devrimci komünistler. Tıpkı Rojava’da olduğu gibi. Ceren yoldaş da Rojava Devrimi için garanti belgesini eline almış olarak savaşmadı. 2019’daki işgal saldırısının önüne geçilemezse, Rojava Devrimi’nin oracıkta boğulacağını, etinde kemiğinde hissetti; buna karşı koymayı, partisinin devrimci enternasyonal kimliğinin gereği bildi.  Onun elleri, gül eker gibi düşmanına ölüm ekti; 21. yüzyılın ilk devriminin yarınları olsun, Rojava halkları özgür yaşasın diye. Kimbilir belki de savaştaki fütursuzluğu, bir Türk olarak, Rojava halklarını yarınsız bırakmak isteyen sömürgeci faşist TC’ye itiraz etmeyen Türk halkının utancını yüklenmiş olmasındandı.

Tekrarlamak gerekseydi; bu yolu izlerdi tekrar. Bir büyük amaç için savaşanların enerjisi vardı onda. Hedefi, savaşın içinde öğrendikleri ile Türkiye devrimine yol açmaktı. Tüm hünerini kavgaya vermek için boynundaki steteskopu bir kenara bırakmış, kalaşnikofun soğuk demirine sarılmıştı. Kürdistan’ın özgür dağlarında ve Rojava’da, Türkiye devrimi için kullanabileceği tüm silahları kavramış, her birisinde kendisini biraz daha ustalaştırmak için her fırsatı değerlendirmişti. Bir yandan Rojava Devrimi yaşasın diye savaş mevzilerinde konumlanırken bir yandan da yoldaşlarını ve kendisini Türkiye devrimine hazırlamayı esas aldı. Devrim ve sosyalizm davasının yılmaz savaşçısıydı; yarınki insanlara duyuracağı bir sesi, yarınki insanlara bırakacağı bir dünya vardı. Geleceğe kement atmışcasına yarının sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız ve cins ayrımsız dünyası ile  yaşıyordu.

Kasım Atılımı’nı tarihe nakşetmek için can verene sözümüzdür

Ey çıkınında sadece kavgaya dair olanı, bir de kavga ortaklarının sıcaklığını taşıyan Ceren yoldaş! Bil ki, senin sesin, kavgaya atılan her genç kadın yoldaşın sesinde yankılanacak. Silahın, devrim kavgasını tüm örtülerinden sıyırıp çıplak savaşa dönüştürecek her genç kadın ve erkeğin elinde, yeniden düşmana doğrulacak! Kasım Atılımı’nın ruhuna uygun olarak, bu kavgayı en önde göğüsleyen sen ve senin gibi ölümsüz yoldaşlar, bize zaferden başka bir seçenek bırakmadınız. Borcumuzdur, sözümüzdür; zafere yürüyeceğiz!

Ceren Yoldaş Ölümsüzdür!

Kasım Atılımı’nın Mimarı Ölümsüzlerimiz Kavgamızda Yaşıyor!

3 Kasım 2026


Kaynak: Komün Gücü