NATO’nun Gizli Tarihi – Ergun Adaklı

Türkiye Devrimci Hareketi ve THKO’nun önder kadrolarından Ergun Adaklı’nın NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik’in 14 Haziran’da düzenlediği uluslararası forumda yaptığı sunumun konuşma metnini, Ankara’da 7 – 8 Temmuz’da gerçekleşecek “NATO Zirvesi” öncesinde, NATO’nun çok bilinmeyen gizli tarihine dair önemli bilgiler içeriyor olması nedeniyle okurlarımızla paylaşıyoruz.

                                                                                                 – KOMÜN Yayın Kurulu


Türkiye ve Kürdistan’ın devrimcilerinin 60 yıldır inatla sürdürdüğü devrimci kavgayı bugün de omuzlayan ve aynı inatla devam eden bütün yoldaşlarımı, bütün devrimcileri selamlıyorum.

60’ların ortalarından itibaren bizim siyasal bilincimizin gelişiminde 6. Filo, NATO ve Amerikan üsleri çok büyük etki yarattı. O kavgaların içerisinde devrimciliği öğrendik. Dolayısıyla NATO bizim için karşı çıkılması, savaşılması gereken en temel güç. Amerika’sı da Avrupa emperyalizmi de, Japonya’ya kadar bütün emperyalist güçler ve aynı zamanda Siyonist güçlerin hepsi NATO ekseninde bir araya gelmiş koordinasyonla saldırıyor. Dolayısıyla NATO bizim emperyalist kapitalist sisteme karşı savaşımızın merkezinde, odağında yer alıyor. Şimdi konuşmamda bu NATO nasıl kuruldu, bundan bahsetmeye çalışacağım.

NATO yasal ve siyasal olarak beş devlet tarafından 1949’da kuruldu. Ama NATO’nun alt yapısı II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden, Almanya’nın teslim olmasından hemen sonra başladı. Bundan 25 yıl kadar önce BEKSAV’da devrimci genç yoldaşlarımla birlikte yaptığımız eğitim çalışmalarının konularından birisi, NATO’nun yer altı örgütlenmesi ve yasadışı maliyesiydi. Bunun çok iyi bilinmesi lazım. NATO devletlerarası siyasi bir örgütlenme falan değil, tamamen aşağılık bir şer odağı. Kuruluşunda var, mayasında var. NATO’nun yer altı örgütlenmesinin 1945’lerden itibaren örülmesinde, eksen, merkez ve baş çekici olan Hitler’in Doğu Orduları Grubu Komutanı General Reinhardt Gehlen’dir. Nazi generali Gehlen. Savaşta güya Almanya yenildi. Ama Nazi generali NATO’nun kuruluşuna ön ayak teşkil eden bütün yer altı örgütlenmesinde başrol oynadı.

Hitler’in Doğu Orduları Grubu’nun Almanya askeri birliği yok. Doğu Orduları’nın görevi Almanya’nın işgal ettiği Doğu Avrupa’dan Sovyet topraklarına, özellikle Ukrayna ve Belarus Sovyet topraklarına kadar oradan Orta Doğu’ya Türkiye ve Mısır başta olmak üzere İran, Endonezya ve Malezya’ya kadar bütün alanlarda Nazi iktidarına bağlı güçler oluşturmak. Bunu üç şekilde yapıyor. Birincisi, Alman ordularının safında savaşan Macar, Rumen ve Bulgar tümenleri gibi bu ülkelerde de zaten faşist iktidarlar devletin tepesinde olduğu için doğrudan doğruya Nazi Almanya’sı taraftarı olanlar askeri birlik ve tümenler halinde örgütlenip Almanya ordusunun safında savaşıyorlar. Bu bir. İkincisi, Ukrayna başta olmak üzere Yugoslavya gibi ülkelerde Doğu Orduları grubunun bir görevi de silahlı çeteler oluşturmak. Ukrayna’da meşhur Galiçya tümeni. Öne çıkan kadrosu Fuçe. Ukrayna ulusal devleti, yine ha keza bir başka çete ve öne çıkan kadrosu Stepan Bandera. Bu aşağılık yaratıklar Nazi Almanya’sı yenilince, Ukrayna da kurtulunca öldürüldü. Ama şimdi 2014’te askeri darbeyle Ukrayna’da devleti ele geçiren ve Azor Taburu denen Neo Nazi çetesinin etrafında örgütlenen Nazi iktidarı Ukrayna’da Zelenski denen bir soytarıyı da iktidarın başına getirdiler göstermelik olarak. Stepan Bandera’yı ve Fuçe’yi de ulusal kahraman ilan ettiler. Hâlbuki bu Nazi köpekleri Ukrayna’da 1 milyon Yahudi’nin katledilmesinden sorumlu. Holokost, 6 milyon Yahudi katledilmedi mi, onun 1 milyonu Ukrayna’da katledildi. Yaklaşık kırk bin yurtsever ve komünistin katledilmesinde hem Galiçya tümeni hem de Ukrayna ulusal devleti, çetesi Nazilerle beraber büyük rol oynadılar.

General Gehlen’in komutasındaki binlerce Nazi subayın yönettiği bu Doğu Orduları grubunun üçüncü ve en kritik görevi ise dediğim gibi Endonezya ve Malezya’ya kadar bütün alanlarda Nazi iktidarına bağlı gizli işbirlikçi ilişkileri yaratmak. Stalingrad savaşıyla birlikte Alman orduları bozguna uğradığında arkasından 6 ay sonra Kursk bozgununa uğradıklarında, o zamana kadarki süreçte hani araştırmalar der ki -ben demiyorum- araştırmalar der ki, General Gehlen’in elinde tam 4 milyon bağlantı ilişkisi kaydı var. Ve bunların hepsini gizli kayıtlar olarak, saklayarak geri çekiliyor. Almanlar Kızıl Ordu tarafından tarumar edilirken bunlar o savaşlara girmiyor. General Gehlen bütün kadrolarını Almanya ile Avusturya arasındaki en dağlık bölge olan Trollere geri çekiyor. Hitler’in kartal yuvasının bulunduğu Berschtesgaden da orada. Orada korunuyorlar. Sonunda Kızıl Ordu Berlin’e kadar giriyor, Almanya çöküyor. 8 Mayıs Berlin’de Reichstag’ın işgali, yanlış hatırlamıyorsam 10 Mayıs’ta amiral Dönitz kalmış, kala kala o kalmış. “Teslim ol anlaşması” imzalanıyor. Ertesi gün Bavyera eyaleti Nürnberg Münih karayoluna dağdan, yukarıdan üniformalı Nazi general ve subayları inmeye başlıyor. Karayoluna iniyorlar, otostop yapar gibi gelip geçen Amerikan işgal birliklerinden birini durduruyorlar. Küçük bir Amerikan birliğinin başında bir tane teğmen var. Teğmen şaşırıyor, Nazi üniformalılar. Wehrmacht üniformalarından da değil, normal Alman ordusu üniforması farklıdır, siyahtır. Teğmen şaşırıyor, Nazi subaylarının başındaki adam kendini tanıtıyor, “Ben General Reinhard Gehlen, şimdi beni acele tümen komutanına götüreceksin. Hemen apar topar hepsini alıp Amerikan tümenine götürüyorlar. Amerikan tümeninde Amerikan generalinin karşısına çıkıyor Gehlen. Ben Reinhard Gehlen diyor. Tümen komutanı hemen tanıyor, kim olduğunu biliyor. “Beni acele Bern’deki Allen W. Dulles’e götüreceksin” diyor. O da Amerikan istihbaratının, OSS’in başkan yardımcısı. (O sıralar henüz CIA yok. CIA 1953’te Elen Dalıts tarafından kuruluyor zaten. Elen Dalıts Bern’de Avrupa’daki tüm Amerikan faaliyetlerinin organizasyonu için bulunuyor, o yönetiyor.) İki gün sonra Ellen W. Dulles’ın yanına götürüyorlar. Ellen W. Dulles’a durumu anlatıyor, “Beni acele Harry Truman ile görüştürün Amerika’da” diyor. Ellen W. Dulles onu apar topar alıp götürüyor. Teslim olduğundan dört gün sonra Harry Truman ile görüştürüyorlar. Bunu tanıyorlar. Gehlen orada durumu anlatıyor: Hitler yanlış yaptı. Önce Batı Avrupa’ya saldırmakla güçleri parçaladı hâlbuki bizim işimiz esas Sovyetlere saldırmak ve kızıl komünizmi, Sovyetleri çökertmek. Dünya yüzünden silmekti. Ama tuttu, Batı Avrupa’yla savaşa girdi, güçleri böldü. O savaş bitti ama şimdi gerçek savaş başlıyor. Komünizmin yayılmasını engelleme savaşı. Doğu Avrupa’yı kaybettik, Kızıl Ordu girdi Balkanlara ha keza, kala kala Batı Avrupa kaldı. Batı Avrupa’da da İtalya ve Fransa’da Komünist Partiler birinci parti durumunda. İtalya ve Fransa da düşerse Avrupa düşer. Uluslararası emperyalist kapitalist sistem çöker. Dolayısıyla görevimiz en başta Batı Avrupa’yı tekrar organize edip ayakları üzerine dikip komünizmin yayılmasını engellemek. Harry Truman, siz bunu yapamazsınız çünkü tanımıyorsunuz Batı Avrupa’yı ama biz yaparız. Ben bu faaliyetin başına geçeceğim. Bu amaçla bana Münih’teki Hitler’in ana karargahını tahsis edeceksiniz, oraya konuşlanacağım, merkez yapacağız. Bir de bana güçlü bir radyo sağlayacaksınız. Hür Avrupa Radyosu.

Hür Avrupa Radyosu daha 1945 sonbaharında kuruluyor NATO’nun kuruluşunu beklemiyor. Bu arada anti parantez hatırlatayım, o günden bu yana hangi ismin başında “hür” görürseniz bilin ki Gehlen uzantısıdır. Hür Düşünce Derneği gibi. Hürriyet gibi. “Hür” kavramı bunların temel logosu. Harry Truman ile görüşüyor. Truman ikna oluyor. Arkasından ABD’yi, esas olarak devleti yöneten en büyük tekelci kapitalistlerle görüşüyor. Ama bu tekelci kapitalistlerin pek çoğu Dünya Siyonist Kongresi’nin (DSK) liderleri. Yani Rockefeller gibi Henry Ford gibi biliyorsunuz o zamanlar Standort Oil Company, şimdiki en büyük petrol tekeli, o zaman da öyleydi. Henry Ford, Ford tekelinin patronu. Bunların hepsi DSK’nin de yöneticileri aynı zamanda Citibank başta olmak üzere pek çok bankanın yöneticileri. Bunların hepsi Siyonist. Dünya Siyonist Kongresi ABD ekonomisini yönetiyor zaten. Amerikan Komünist Partisi’nin 90’larda yaptığı bir anket, araştırma var. Amerikan nüfusu içinde Yahudilerin payı çok az, şimdi belki milyonlar olmuştur ama Amerikan federal devlet yapılanmasındaki kadroların yüzde 25’i Yahudi. Tabii bunlar rastgele Yahudi değil, DSK’ne bağlı örgütlerden şekillendirilmiş kadrolar. Ama aynı zamanda Amerikan toplam ekonomisinin yüzde 65’ini DSK kontrol ediyor, en başta bankalar, petrol, otomotiv ve silah tekelleri. Aynı zamanda daha sonraki süreçlerde de, şimdi biliyorsunuz Zukerberg’inden bilmem kimine kadar dijital teknoloji, yani Kaliforniya tarafı, Dünya Siyonist Kongresi kök salmış vaziyette Amerika’ya.

DSK’ni Bismarck Almanya’sı Theodor Herzl ile kurmuştur 1896’da. İsviçre’de yaparlar ilk kongrelerini ama merkez Viyana’dır, çünkü o zamanlar Avusturya Almanya’nın yamağı. Neyse. Sonuçta DSK’nin yöneticileriyle bir güzel anlaşır. Arkasından kendisine bilgin diyen kepazeler, yani Los Alamos’ta askeri üniformalar giyip atom bombasını üreten, kendisine bilgin diyen aşağılıklar. En başta Openheimer’lar vs. bilginlerle görüşür. Bilginlerle görüşmesinin sebebi de General Gehlen’in bu faaliyeti sırasında tabii ki Almanya’da insanlığın ilk ürettiği V1 ve V2 roketleri, yani balistik füze teknolojisinin üreticisi olan Verner von Braun ve ekibi. Bunun Amerika’ya taşınması planı var. Amerika’da da devam etsin bu faaliyet diye. Dolayısıyla da bu bilginlerle de görüşür ve onlarla orada anlaşır. Şimdi benim bu kadar vurgulaya vurgulaya bunları söylememin sebebi şu; Gehlen’in ismini pek çok devrimci, solcu ya da normal siyasetçi duymamıştır bile, çünkü ismi gizlenir. Düşünebiliyor musunuz, Ana Britannica’nın ilk Türkçe baskısında Gehlen maddesi var ama ikinci baskıda kaldırmışlar. Ansiklopediden bile kaldırıyorlar ismini. Zaten daha sonraki süreçte NATO’nun derin devlet yapılanmasının bütün kadroları Gehlen’in ismini ağızlarına almaz. Ondan “beyefendi” diye söz edilir. Yani Hitler’in Nazi Generali daha sonraki süreçte NATO’nun altyapısının kuruluşunun örülüşü sürecinde ve NATO’nun kuruluşunda merkezdedir, “beyefendi”dir. NATO’nun mayası bu. Tabii özellikle Fransa ve İtalya, sonra da Hollanda, Belçika’dan başlayarak Batı Avrupa’da yaptıkları çalışmaların temelinde şu vardır, NATO kurulmadan önce, Komünistlerin yayılışını engellemek.

Komünistler velev ki kazara seçimleri kazansa iç savaş çıkarmak amacıyla teritoryal savunma birlikleri, yerel savaş güçleri. Yerel halktan, esnaftan, köylüden oluşan işbirlikçilerden oluşan teritoryal savunma birlikleri. Teritoryal savunma birlikleri Gehlen’in en önemli icatlarından birisidir. 1982-83 civarında Türkiye’nin faşist cunta generali aşağılık Kenan Evren bir ara ağzından kaçırdı, “teritoryal savunma birliklerini örgütlemeliyiz artık” diye, basında büyük bir tepki gördü, bunun üzerine sustu, bir daha bahsetmedi. Bahsetmesine gerek yok çünkü teritoryal savunma birlikleri 12 Eylül’den sonra burada da örgütlendi. Dolayısıyla NATO’nun kuruluşunun, kuruluşa ön gelen süreçte önce NATO’nun illegal alt yapısı örülmüştü. Gizli ilişkiler. Teritoryal savunma birlikleri ve yavaş yavaş NATO’nun Gehlen yer altı örgütleri.

NATO’nun yer altı örgütlenmesinde derin devlet olarak merkezi planda “Gölgeler Ordusu” var. İsmi Gölgeler Ordusu. Bakmayın siz yukarıdaki NATO’nun ortalıkta dolaşan siyasetçilerine, esas işi yürüten Gölgeler Ordusu’dur. Bu Fransa’da örgütlendi, ismi “Rüzgâr Gülü” oldu. İlk başlarda İtalya’da örgütlendi, orada da Gladio oldu ismi. Türkiye örgütlendi 1954’te, ismi Ergenekon oldu. Sabri Yirmibeşoğlu emekli generalken Balyoz harekâtı yıllarında böbürlene böbürlene Ergenekonu’u nasıl örgütlediklerini anlattı. Ve Ergenokon’un 6-7 Eylül 1955 provokasyonunun Ermenilere, Rumlar’a ve tüm gayri Müslim vatandaşlarımıza karşı saldırı kampanyası, yağmalamalarını anlatır. Dolayısıyla NATO’nun derin devlet yapılanması yavaş yavaş Gehlen tarafından ve onun kadroları tarafından böyle örgütlendi. Gehlen’in Harry Truman’dan istediği şartlardan birisi de mahiyetindeki binlerce Nazi subayının yargılanmamasıydı. “Bunlar Almanya’dan farklı kıtalara dağıtılacak. Bir kısım kendi karargâhında kalabilir ama çoğunluğu benim seçtiğim Nazi subay kadroları kıtalara dağıtılacak.” En başta Latin Amerika. Arjantin ve Brezilya Paraguay başta olmak üzer bütün Latin Amerika’ya, Meksika’ya kadar. İkincisi Orta Doğu. Türkiye ve Mısır başta olmak üzere bir kısmı da Uzakdoğu’ya Malezya, Endonezya, Filipin gibi ülkeler. Buralar zaten Almanya’nın müttefiki olan Japonların işgalindeydi sonra da Amerika’nın işgalinde. Dolayısıyla oralarda Nazi subaylarının barınması son derece kolay. Dolayısıyla Nazi subaylarını dünyaya yaydılar, ta Güney Afrika’ya kadar. Bunun subayları ne işe yarar, tabii ki önce NATO’ya ön gelen derin örgütlenme yapılanması sonra da resmi NATO yapılanması.

NATO yapılanmasının yasadışı maliyesi vardır. Halklardan elde edilen kaynak sömürüsüyle yürümüyor işler. Kendi yasadışı maliyesi maliyesiyle yürüyor. 1945’lerden başlayan süreçlerle birlikte dünyada tüm uyuşturucu ticaret trafiğinin kontrolü “Gölgeler Ordusu” tarafından adım adım örülür. Tabii ki esrar başta olmak üzere “altın hilal” yani Myanmar tarafları, Burma tarafları. Haşhaş, baz morfin olmak üzere Afganistan ve çevresi. Tabii ki kokain, çok kıymetli Venezüella ve Brezilya dâhil olmak üzere Kolombiya ve çevresi. Esas Kolombiya ve Venezüella bölge olarak, bütün buralar kontrol altında tutulur. Uyuşturucu trafiği NATO’nun derin devleti tarafından gerçekleştirilir. Dışına çıkamazsınız. Hem uyuşturucu baronu olacaksınız hem de NATO’nun kontrolü dışına çıkacaksınız, mümkün değil. Yapmaya kalkarsanız ne olur, Baybaşinler gibi Kürdistan’da yok edilirsiniz. Escobarlar gibi Kolombiya’da yok edilirsiniz. Kontrolden çıkanlar öldürülür. Meksika’da kartel baronları, kendi başına kazanç sağlamaya çalışanlar, hepsi de öldürülür derin devlet tarafından. Gölgeler Ordusu tarafından. Bir bu. İkincisi, elmas ve kıymetli taş ticareti, özellikle Nazi çevrelerine dağılmış Nazi subaylarının en büyük görevlerinden birisi budur. Elmas yataklarını kontrol! Afrika’da, Latin Amerika’da özellikle de bu alanlarda elmas yataklarını kontrol. Dünya pırlanta ticaretinin, ihracatının bugün yüzde 95’i İsrail tarafından gerçekleştiriliyor. İsrail’in kıymetli taş madeni mi var? Hiç yok. Ama hepsi Dünya Siyonist Kongresi’nin kontrolünde Nazilerle beraber. Kıymetli taşlar geliyor İsrail’e. Oradan Hindistan’a geçiyor, orada işleniyor. Elmasların işlenip pırlanta haline getirilmesi görevi Hindistan’a ait bu sistem içinde. Sonra tekrardan geliyor İsrail’den pazarlanmaya. Bu tamamıyla yasadışı bağlantılar üzerinden gerçekleştiriliyor. Belki arkadaşlarımızın çoğu Maratoncu filmini izlemişlerdir. Orada bu hikâye anlatılır. Laurence Olivier de bu işleri çekip çeviren eski bir Nazi subayıdır. Neyse. Üçüncüsü, bütün bunları anlatmamın sebebi şu: NATO bir siyasal örgütlenme değil. Emperyalist kapitalist sistemin çürümüşlüğünün, kokuşmuşluğunun simgesi. Örgütsel hali. Üçüncüsü, yasadışı maliye alanı da beyaz kadın ticareti. Dünyadaki bütün beyaz kadın ticaretini Gölgeler Ordusu kontrol eder, organize eder. Beyaz kadın ticaretinin en önemli pazarlama alanlarından birisi tabii ki Körfez’in aşağılık şeyhleri. Beyaz kadın isterler. 1975’e kadar Körfez’e yönelik Gölgeler Ordusu’nun kıtalardan toparladığı beyaz kadınları getirip Orta Doğu’ya soktuğu köprübaşı Lübnan’dır, yani Beyrut’tur.

1975’ten sonra emperyalist ve Siyonist köpeklerin işbirlikçisi Ketaibler, yani Falanjistler, Pierre  Cemayel önderliğinde Lübnan’ın faşistleri. Kamil Şemun’un önderliğinde Ulusal Parti gibi bunlar Filistin Kurtuluş hareketinin Lübnan’daki etkinliğini kırmak için saldırıya geçtiler. Filistin Kurtuluş Hareketi de, FKÖ yani bütün Filistinli örgütler, Lübnan’ın ilerici devrimci ve komünist güçleri; Komünist Eylem Örgütünden Sosyalist Vatan Partisi’ne yani Dürzilere, Velid Canbolatlar’dan Murabitunlar’a kadar hepsi “Müşterek Kuvvetler”de toparlandılar ve faşistlere karşı bir savaşa giriştiler. O savaşta 2-3 sene içinde Ketaiblerin ana üslenme alanlarını ele geçirdiler. Damur, Name gibi ulusal cephenin Zahre gibi Ketaiblerin bölgelerini ele geçirdiler. Böyle olunca beyaz kadın ticaretinin köprübaşı kesildi. Bunun üzerine derin devlet -Siyonistlerle zaten beraber- ne yaptı, Tel Aviv’e yönlendirdi. Giriş Tel Aviv’de oluyordu. Seneler geçti. Bu sefer Yugoslavya’yı parçaladılar Balkanlara egemen oldular. Kosova’yı ele geçirdiler. Arnavutluk, Kosova üzerinden Tel Aviv’e beyaz kadın akımı, taşıması, trafik böyle şekillendi. NATO birlikleri nerede varsa orada uyuşturucu ve beyaz kadın ticareti hemen organize edilir.

Böyle çürümüş, kokuşmuş bir yapılanma. Şimdi bu yapılanmanın Türkiye’deki tasvirini 50 yıldır yapıyorum. Bir kere daha yapayım. İskenderun’dan Antakya’ya doğru yola çıkarsınız Amanosları Belen nahiyesinden geçerek Top Boğazı’na inersiniz Antakya’ya doğru. Amanosları yarar Belen geçidi. Belen gediğinin kuzeyinde yani yukarı tarafından, tepelerinde bütün Akdeniz’i gözetleyen NATO radar üssü var. NATO radarı tepede. Bütün Akdeniz’e hâkim. Hemen eteklerinde 70’lerden bahsediyorum, o zamanlar MHP yeni kurulmuş MHP’nin faşist militanlarının askeri örgütlenmesini yaptıkları eğitim kampları, NATO’nun eteğinin altında. Bu askeri eğitimleri organize edenlerin başında da Cengiz Gökçek geliyor. Pek ismi duyulmamıştır. Oysa tam bir beladır. MHP’nin en azılı kadrolarındandır. Cengiz Gökçek Antep Yavuzeli’li. Balikan Aşiretinden. Kürt Sünni. NATO’nun eteklerinin altında MHP örgütlenmesi. MHP nasıl örgütlendi, kim örgütledi? Tabii Gehlen örgütlenmesi. Belen gediğinin karşı, güney tarafı Belen’in hemen karşısında da Soğukoluk, yani Orta Doğu’nun en lüks umumhanesi. Orta Doğu’nun bütün zenginleri oraya gelir. NATO budur. Gölgeler Ordusu budur. Ahlaksızlık, çürümüşlük, kokuşmuşluk. Tam manasıyla rezalet. Bütün bunları anlatmaya çalıştım çünkü bu kokuşmuş yapıyı ta başından itibaren oluşturan merkezinde bulunan General Reinhard Gehlen’i hafızalarınıza kazıyın diye.

Reinhard Gehlen 1969’a kadar resmi görev olarak Almanya İstihbarat Teşkilatı, BND’nin başkanıydı. Emekli oldu. 79’da öldü. Ama hep “beyefendi” diye hitap edildi. Hiçbir zaman ismiyle hitap edilmedi. NATO’nun kuruluşu bu. Baştan şer odağı. Naziler ve Siyonistlerin ittifakı. General Gehlen Amerika’dayken Nazilerle Dünya Siyonist Kongresi beraber çalışmaya başladı. Onların tepesinde kim var, onların tepesinde de Dış İlişkiler Konseyi var. Yani Amerika’nın, Avrupa’nın ve dünyanın bütün kıtalarından dünyanın en zengin tekellerin patronlarının oluşturduğu tabiri caizse büyük “kelleler” örgütlenmesi. Bilderberg toplantıları onların toplantılarıdır. Ben durmadan Dünya Siyonist Kongresi diyorum dikkat ederseniz DSK, en başta Amerika’ya egemen. Biz İsrail Siyonizm’i dedikçe Filistinli yoldaşlarımız bize müdahale ederdi. “Hayır, İsrail Siyonizm’i yok, Amerikan Siyonizm’i var. Burası sadece köprübaşı.” Onlar bu işi kafalarında çok güzel tasvir etmişlerdi. Tabii o köprübaşının oluştururken 1948’de Siyonist çeteler işgale gelirken o çeteleri kim nerede organize etti. Amerika’dan mı geldiler onlar. Hayır. Avrupa’nın Eşkinazları geldi. Yani Naziler düne kadar Eşkinaz Yahudilerdi yani Doğu Yahudileri anlamında Ukrayna, Polanya, Almanya hepsi. Sefaradlar İspanya’ya, İtalya tarafından Osmanlı zamanında gelenler. Eşkinaz Yahudileri kim organize etti de gönderdi, tabii ki Gehlen örgütlenmesi. Avrupa’dan gelenler onlar.

Başından itibaren işbirliği böyle gelişiyor. Türkiye’de 1945 sonunda Hür Düşünce Derneği’ni kuruyorlar. Hür Düşünce Derneği’nin bir numaralı birincil marifeti ve herzesi de Tan Matbaası’nın basılması. 1946’da. Zekeriya Sertellerin Tan Gazetesi’nin basılması. Hür Düşünce Derneği kendisini öyle var ediyor. Bunlar daha baştan şer odağı, daha NATO ittifakı kurulmamış resmi olarak. Dolayısıyla Hürriyet gazetesi, Gehlen örgütüyle DSK’nin ortaklaşa oluşturduğu bir gazetedir. Başına da Sedat Semavi’yi getirirler. Sonra oğulları Erol Simavi vs. devam ettirirdiler. Hürriyet gazetesi Siyonistlerin ve Nazilerin yönetiminde oluşan bir gazetedir. Ve logosuna bakın “Türkiye Türklerindir” diyor. Amaç ne, amaç Türkiye’deki gayri Müslimler başta olmak üzere tüm halkları birbirine düşürmek, Türk milliyetçiğini körüklemek, şovenizmi kışkırtmak. Şovenistler Türkiye’de Türk milliyetçiğini körüklüyor. Hürriyet gazetesi daha hala kaldırmadı sanırım o “Türkiye Türklerindir” yazısını. Ben hatırlamıyorum. Sonra arkasından 1952’de Milliyet gazetesi kurulur. O da aynı. Bunlar hep dışarıdan, organizasyonla, NATO’nun alt yapısı itibariyle kurulmuş gazeteler.

Bunun gibi pek çok farklı dernek, gazete, yayın organı vs. ama bir tanesi var ki çok önemli, çünkü Türkiye ve Kürdistan’da pek çok solcu arkadaşlarımız onu demokrat bir vakıf sanıyor, Konrad Adenauer Vakfı. Konrad Adenauer, General Gehlen Münih’e yerleştikten sonra Sovyetlerin tek birleşik Almanya ısrarına rağmen, Federal Almanya’yı, yani İngiliz Amerikan işgal bölgesini ayırıp Federal Almanya’yı kurması sürecinde General Gehlen bu süreci tamamıyla kendisi yönetmiştir. Sonuçta Federal Almanya da aynı örgütlenme anlayışıyla kurulmuş, General Gehlen’in Federal Almanya’da ilk başbakanı da Konrad Adenauer’dir. Adenauer, Gehlen’in has kadrosudur. Necip Hablemitoğlu bir kitap çalışması yaptı. Osmanlı’yı yönettiğinden beri Alman emperyalizminin Türkiye’de yediği herzelere dair.  Adenauer Vakfı işlediği konulardan birisi. Necip Hablemitoğlu solcu, demokrat, komünist değil, milliyetçi, cunta yanlısı bir adam. Ama Almanların Osmanlı’dan bu yana, Osmanlıyı parçalama sürecinde Türkiye’de yaptıklarını anlatır kitapta.

Ben her zaman söylerim, Türkiye’de faşist devlete karşı savaşabilirsin. Kavga verirsin. Yakalanırsın, mahpusta yatarsın, sokakta vurulursun, idam edilirsin. Ama eninde sonunda göstermelik yasal süreçleri vardır onların.  Ama Alman emperyalizmine, hele de Gehlen’in derin örgütlenmesine laf edersen bunların hiçbiri olmaz, doğrudan yok edilirsin, infaz edilirsin. Yargı, hukuk falan geçelim bunları. Biraz önce yoldaşlarımızın anlattığı gibi dünyadaki bütün faşist darbelerin, kontrgerilla faaliyetlerinin hepsi bu örgütlenme tarafından gerçekleştirilir. Türkiye’deki faşist darbelerden Şili’deki Pinochet darbesine kadar hepsi. Sevgili Hrant Dink arkadaşımla Özgür Üniversite’de beraber çalışıyorduk. Hep kavga verdi, mücadele etti, hiç boş durmadı ama katledilmesinden 6 ay kadar önce bir laf etti gazetelerde. Cumhuriyet gazetesinde çıktı. Ermeni soykırımı ve tehcirinin Türkiye’de Osmanlı zamanında yaşanmasında en önemli müsebbiplerden, sorumlulardan birisi de Almanya’dır. Talat Paşa’yı, Cemal Paşa’yı ve Enver Paşa’yı onlar yönetiyordu. İttihat Terakki’cileri onlar yönetiyordu. Talat Paşa zaten kaçar kaçmaz Almanya’ya gitti. Hrant Dink’in söylediği şu, bu soykırımda payları var Almanların, Almanya’nın, bedelini ödemeli. Tabii Hrant arkadaşıma doğrudan doğruya yüzüne söylemedim ama içimden dedim ki ah Hrant arkadaşım, sen ne yaptın şimdi seni yok edecekler. Bu kadar basit. Gölgeler Ordusu, Gehlen örgütü infaz yaptığı zaman faili meçhul kalır. Hani tetikçileri falan bulursunuz da ama kim organize etti, direktifi kim verdi, hiçbir zaman ulaşamazsınız. Anlaşılmaz. Uğur Mumcu da öyle. Yok edilirsiniz. Kim vurduya gidersiniz. Ha tetikçilerini bulurlar, özel kuvvetlerden bilmem kim diye ama daha öteye gidemezsiniz. Gölgeler Ordusu böyle çalışır.

Son bir şey daha söyleyeyim. Gölgeler Ordusuna kadro devşirilir. NATO’ya bağlı her ülkede kurmay albay, yarbay düzeyinde ya da aynı baremde sivil düzeyde genel müdür vs. mesela Makina Kimya Endüstrisi genel müdürü gibi önemli kadrolar. Her ülkede her sene pay var. Mesela diyelim Türkiye’nin payı her sene yedi kişi, yedi kadro. Bunlar NATO Savunma Koleji’ne gönderilir. NATO Savunma Koleji’nin merkezi Roma’dadır. Ailece giderler. Orada altı aylık bir eğitimden geçerler. Aileler kaynaşır. Yani rastgele seçmiyorlar kadrolarını. Baştan ailelerle beraber örgütlüyor. Oradan mezun olanlar yani sınıf atlayanlar artık kadro haline gelen askeri kadrolar bu sefer Amerika’da Florida Tampa Macdill üssüne götürülür, askeri eğitim kampıdır orası. Özel eğitimden geçerler. Kontrgerilla eğitimi verilir orada. Latin Amerika ve Orta Amerika’da kontrgerilla eğitim faaliyetlerini, 80’leri, 70’leri düşünün, organize edildiği eğitiminin verildiği yerler. Ölüm mangaları orada yetiştiriliyor.

Duymuşsunuzdur belki Tampa Macdill Üssü’nün ismi 2003’te tekrar geçti. Niye? 2003’te Amerika Türkiye üzerinden, Kürdistan üzerinden Irak’ı işgale gelecekler, yukarıdan da gelecekler. Tayyip’le anlaştılar ama meclis teskereyi kabul etmediği için Mardin’e kadar gelmiş askeri birlikler geri dönmek zorunda kaldılar. Şimdi bu işgal harekâtının, yukarıdan, kuzeyden Behdinan’dan giderek Irak’ı işgal harekâtını planlaması lazım. Nereden planlıyorlar? Türkiye’den, Genel Kurmay Harekât Dairesi’nden, yönetici generaller Tampa Macdill Üssü’ne gidiyor, orada planlamalar yapılıyor. NATO’nun derin devletin kadro yapılanmasında çok önemli bir yeri var. Üçüncüsü de tabii Brüksel. Yani artık orada tamamıyla derin devletin iç yapılanması içerisinde görev almış oluyor o kadrolar. Artık daimi kadro, güvenilir kadro her zaman için. Dolayısıyla böyle aşamalı bir yükseliş var. Kadroları baştan özel olarak seçiyorlar, rastgele değil. Türkiye’den yedi, İngiltere’den, Almanya’dan 9 falan her neyse. NATO böyle bir örgütlenme. Siz tepedeki o siyasetçilere, ortalıkta dolaşan adamların estirdiği rüzgârlara bakmayın. Geçin bunları. Derin devleti kurcalayın, Gölgeler Ordusu’nu, Ergenekon’u, Rüzgâr Gülü’nü. Hepsinin her tarafta ayrı bir ismi var. NATO böyle bir örgüt. Bu şer örgütünün çok iyi tanınması lazım ki ona karşı çok daha hınçla, bilinçle bir savaşa girilebilsin, yani 6. Filo’yu denize döktüğümüz daha doğrusu Türkiye’den kovaladığımız zamanlar tekrar yaşanabilsin.     

                                                                                                                Ergun Adaklı