Uzunca bir süredir Venezuela’yı tehdit ederek savaş hazırlıkları yapan ABD, bugün ülkenin başkenti Caracas başta olmak üzere, pek çok kente yönelik saldırı gerçekleştirdi. Özellikle askeri üslerin ve limanların hedef alındığı hava saldırılarında sivil ve askeri noktalar bombardımana tutulurken, devlet başkanı Maduro ve eşinin de büyük bir haydutlukla ABD’ye kaçırıldığı açıklandı.
Ülkeyi içten çökerterek yönetimi devirmek amacıyla her türlü yöntemini uygulayan; seçim sonuçlarını yok sayarak komplolar gerçekleştiren, kışkırttığı “muhalif” görünümlü işbirlikçilerle rejim değişikliğine soyunan ABD emperyalizmi, bunda başarılı olamayınca aylardır pasifik okyanusuna askeri yığınak yapıyordu. Karayiplerden başlayarak büyük denizaltılar ve savaş gemileriyle yığınağını artırırken, Venezuela’ya ait balıkçı teknelerini ve içindeki sivilleri de hedef alan ABD, Trump aracılığıyla tehditlerini her geçen gün azgınlaşarak sürdürmekteydi.
Nihayetinde, işgal ve savaş politikalarına gerekçe yaptıkları “uyuşturucuyla mücadele” kara propagandasıyla saldırılarını gerçekleştirdiler. Bu saldırıyla beraber Venezuela’da bir rejim değişikliğini gerçekleştirip kendi kukla devletini yaratmaya çalışan ABD emperyalizmi, böylelikle dünyanın en büyük petrol rezervleriyle maden ve enerji kaynaklarına da sahip olmayı hedefliyor. ABD, bu işgalci saldırıyı kıta ülkeleri ve daha ötesindeki ülkelere, özellikle de Venezuela ile stratejik ortaklığı olan Çin, Rusya ve İran’a yönelik olarak da gerçekleştirmiştir.
Bütün Latin Amerikayı arka bahçesi olarak gören ABD, yıllardır kıtanın farklı ülkelerinde benzer politikaları hayata geçirmeye çalışıyor ve Venezuela’da olduğu gibi yıllarca süren ambargolarla, askeri ve siyasi yaptırımlarla, istikrarsızlaştırma politikalarıyla teslim almaya çalışıyor. Yine Venezuela’da olduğu gibi bu ülkeleri de deniz yoluyla kuşatmaya alarak veya kara yoluyla saldırarak, olmadı işbirlikçileriyle seçilmiş hükümetleri alaşağı edecek darbeler yaparak yıkmaya çalışıyor. Dolayısıyla, bu saldırı yalnızca Venezuela’ya yönelik değil, başta Küba olmak üzere, ABD emperyalizminin işgalci savaş politikalarına karşı direnen kıtadaki diğer halklara da yönelik bir saldırıdır.
Bu saldırı aynı zamanda bütün dünya halklarının siyasi iradelerine, bağımsızlığına ve kendi kaderlerini belirleme haklarına yönelik bir saldırıdır. Bugün küresel düzeyde süren emperyalist hegemonya savaşlarında egemenler bütün dünyada dizginlenemeyen bir azgınlıkla her yere saldırabilecekleri bir savaş rejimi inşa ettiler. Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya kadar ülkelerin bağımsızlığına, sınır dokunulmazlığına, egemenlik ve güvenlik hakkına yönelik “dış müdahale” adı altında yürüttükleri işgalci ve sömürgeci politikalar bu savaş konseptinin ürünüdür.
Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, ABD ve AB emperyalizmine, İsrail siyonizmine karşı Orta Doğu’dan, Güney Amerika’ya kadar bütün dünyada savaşan halklar kazanacak.
ABD emperyalizminin saldırı politikalarına karşı direnen Venezuela halkının yanındayız.
Yaşasın Bolivarcı Direniş!
Kahrolsun ABD emperyalizmi!
