İş Cinayetlerine Karşı Örgütlü Mücadeleye! – KOMÜN

Arnavutköy Sazlıbosna Mahallesi’ndeki “Toplu Konut” şantiyesinde bulunan inşaatta dün kule vincin üzerlerine devrilmesi sonucu, vinç operatörü Şerafettin Akın ve inşaat işçisi Adem Avcı ağır biçimde yaralandı. Durumları ağır olan ve hastanede yaşam savaşı veren arkadaşlarıyla ilgili olarak, aynı işyerinde çalışan bir yoldaşımızın aktardığına göre, daha önce de aynı şantiyede ölümler yaşanmış ve direnişler yapılmıştı.  

Bu ülkede işçiler çalışırken değil, sermaye daha fazla kâr etsin diye güvencesiz biçimde çalışırken ölüyor. TOKİ şantiyelerinde, tünel kalıp sistemlerinde ve “acele yetişsin” baskısıyla yürütülen projelerde işçi sağlığı ve güvenliği değil, üretim hızı ve maliyet hesabı esas alınıyor. Olması gereken ankrajlı ya da ağırlık taşlı sistemler yerine, maliyeti düşürmek uğruna metrelerce yüksekte ray üzerinde çalışan kule vinçler kuruluyor. Ayrıca kule vinçlerin kullanım ömrü, üretici talimatları ve ilgili teknik standartlar doğrultusunda düzenli bakım, periyodik kontrol ve gerekli yenilemeler yapıldığı sürece belirlenmeliyken; ekonomik ömrünü doldurmuş ekipmanların dahi kullanımına izin veriliyor. Makinelerin kurulum sürecinde dahi ne şantiyede kontrollük ve proje yönetim hizmeti yürüten kamu iştiraki şirket olan Emlak Konut’a ait EPP, ne de yapı denetim firması herhangi bir denetim yapıyor. Operatörler ise uzun mesailere, ağır çalışma koşullarına, denetimsizliğe ve sürekli üretim baskısına mahkûm ediliyor. 

Bu ülkede yoğun emek sömürüsüyle, aşırı ve güvencesiz koşullarda çalışma nedeniyle her yıl binlerce işçi yaşamını yitiriyor ve yaralanıyor. Şüphesiz ki yaşananlar bir “kaza” değil, göz göre göre kar uğruna işçinin, emekçinin hayatının hiçe sayılmasıdır.  İş cinayetleri kaderin, dikkatsizliğin ya da talihsizliğin sonucu değildir. Bunlar sermaye düzeninin, patronların kâr hırsının, taşeronlaşmanın, güvencesiz çalıştırmanın ve etkin denetimin ortadan kaldırılmasının sonucudur. Her gün biraz daha yükselen inşaatların temelinde emekçilerin alın teri kadar canları da bulunmaktadır. 

Sazlıbosna TOKi şantiyesinde geçen yıl da bir kule vinç devrilmiş, bir emekçi yaşamını yitirmişti. Yarın başka bir şantiyede, başka bir işçi aynı düzenin kurbanı olabilir; ölebilir, yaralanabilir. Çünkü sorun patronlarla birlikte insan hayatını maliyet kalemi olarak gören bu azgın sömürü düzeninden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle önlemler alınmaz ve işçiler yaşamını yitirirken, sorumlular yargılanıp cezalandırılmaz. Ancak hakkını arayan işçinin, emekçinin sendikal örgütlülüğünü engellemek için her türlü önlem alınır.   

İş cinayetlerinin hesabını sormak; insanca ve güvenceli çalışma koşulları için mücadeleyi büyütmek; işçi sağlığı ve iş güvenliğini patronların insafına bırakmamak hepimizin sorumluluğudur.   

Sınıf mücadelesini yükseltmek için örgütlenelim!  

                                                                KOMÜN