ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail rejimi, bugün sabah saatlerinde İran’a yönelik kapsamlı ve uzun süreceğini ilan ettikleri bir savaşı başlattılar.
ABD ve İsrail’in ‘12 Gün Savaşları’ndan bu yana İran’a yönelik savaş kararından asla vazgeçmedikleri ve bu yöndeki hazırlıklarını sürdürdükleri zaten biliniyordu. Nitekim ABD ile İran arasında haftalardır süren müzakerelerin de aslında İran’a yönelik saldırılara hazırlık için zaman kazanma amacıyla yapıldığı belliydi. Bölge ülkelerinin arabuluculuğunda süren görüşmelerde, İran nükleer programıyla ilgili anlaşmalara uyacağını taahhüt etmesine rağmen, ABD dünyanın en büyük savaş gemileriyle denizlerdeki askeri yığınağını artırıyordu.
Sonunda beklenen oldu ve İsrail’in “önleyici” saldırı adını verdiği bombardımanlarla başta Tahran olmak üzere, İran’ın pek çok şehri ve sivillerin kaldığı yerleşim alanları vuruldu. İran da bu saldırılara misilleme olarak, İsrail’le birlikte Katar, Bahreyn, Kuveyt, BAE, Ürdün ve Irak’taki ABD üsleriyle koordinasyon noktalarını balistik füzelerle vurdu.
Son gelen haberlere göre; İsrail’in saldırılarda İran’ın üst düzey yöneticilerini de suikastlar ile hedef almasının ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney de öldürüldü. ABD-İsrail saldırılarında ayrıca pek çok üst düzey yöneticiyle, Devrim Muhafızları Komutanları da öldürüldü.
Bundan sonraki süreçte savaşın nasıl seyredeceği belli olmamakla birlikte, ABD ve Batılı emperyalist güçler ile onların vurucu askeri gücü olarak sahaya sürdükleri İsrail’in büyük bir gözü dönmüşlükle bütün Ortadoğu’yu yakıp yıkarak, doğal kaynaklarını talan ederek saldırganlıklarını devam ettireceği görülüyor. Bugüne kadar “Diktatörlükleri yıkacağız, despot rejimleri ortadan kaldırıp barış ve demokrasi getireceğiz” diyen egemenlerin, dünyanın en azgın sömürücü, soykırımcı saldırı güçleri olarak, Afganistan, Irak, Libya, Filistin, Suriye savaşlarında halklara yaşattıkları zulmün ve yarattıkları yıkımın sonuçları ortada.
Küresel düzeyde süren hegemonya savaşlarında emperyalist güçlerin bütün dünyada dizginlenemeyen bir azgınlıkla her yere saldırabilecekleri bir savaş rejimi inşa ederek Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya kadar bütün ülkelerde işgalci ve sömürgeci politikalarını uygulamaya koydukları bir dönemdeyiz. Ortadoğu ile birlikte Latin Amerika ülkelerine de saldırarak yakın zamanda Venezuela Başkanı Maduro’yu kaçıran ABD’nin şimdi Küba’yı tehdit ediyor oluşu da son dönemin bu kontrolsüz, kuralsız savaş konseptinin sonucudur.
Kendilerini “Dünyanın efendileri” olarak gören ve büyük bir ikiyüzlülükle saldırganlıklarına gerekçeler yaratmaya çalışan emperyalistlerin, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da dünya halklarına kan ve ölümden başka götüreceği bir şey yoktur. Bu zamana kadarki süreçte Ortadoğu’ya yönelik emperyalist müdahalelerin de bölge halklarına hiçbir biçimde demokrasi ve özgürlük getirmediği; aksine ülkeleri dinsel, mezhepsel ve etnik çatışmalara ve çöküşe sürüklediği biliniyor.
Emperyalistlerin yalnızca talan edecekleri ülkelerin zenginlikleriyle ve jeopolitik konumlarıyla ilgilendiği, halkların özgürlüğünü umursamadığı gibi, kendi çıkarlarıyla uyum içindeki en gerici kıyıcı, katliamcı rejimlerle işbirliği yaptıkları da biliniyor. Dolayısıyla, İran’a yönelik bu saldırı da bize bu ülkedeki halkların kurtuluşunu müjdelemediği gibi, belki de emperyalizme bağımlı ve bugünkünden daha kanlı bir rejime geçiş planı devreye sokulacaktır. Böylelikle hem İran’ın bütün doğal kaynakları emperyalistlerin denetimine geçecek hem de Lübnan’da eskisi gibi güçlü olmasa da halen varlığını sürdüren Hizbullah, İrak’ta Haşdi Şabi ve Yemen’de Husiler’e yönelik saldırılar eskisinden daha rahat biçimde gerçekleşecektir.
Bu nedenle, İran’daki Molla rejiminin yıllardır halklara zulüm uygulayan köhnemiş, kanlı bir diktatörlük olması, ABD ve Batı emperyalizmi ile İsrail’in saldırganlığına asla meşruluk kazandırmaz. İran’da yaşayan ve bugüne kadar baskıcı diktatörlük rejimi altında ezilen ve sömürülen halkların, işçilerin, emekçilerin gerçek kurtuluşu da insanlığın bugüne kadar yarattığı bütün değerlere ve insanlığa düşman bu saldırgan güçlerden beklenemez.
Bütün Ortadoğu bölgesinde olduğu gibi İran’da yaşayan halkların eşitliği ve özgürlüğü de emperyalist güçler tarafından bahşedilmeyecek, ancak kendi despot rejimlerine karşı yine kendi örgütlü güçleriyle yürütecekleri mücadeleleriyle kazanılacaktır.
Emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı İran halklarının yanındayız.
Kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi!
KOMÜN

