Bursa’da asıl sorun işten çıkarmalara karşı sendikadan bağımsız örgütlenmek – Hasan Bakırcı

Metal işkolunda 2023 yılında büyük kazanımlarla sonuçlandığı varsayılan anlaşmadan sonra bugüne gelene kadar yaşanan süreci özetleyip bugün devam eden TİS ve son durumu anlatmakta fayda var.

2023 yılında ilk 6 ay için yüzde 98, ikinci 6 ay için yüzde 30, üçüncü 6 ay için enflasyon+3, dördüncü 6 için ise enflasyon oranında yapılan anlaşma metal sektöründe sendikalar tarafından ilk başta kazanım olarak gösterildi. Ekonomik anlamda bu yükselen maaşlar elbette bir kazanımdı ama işyerlerinde uygulanan işçi kıyımlarına karşı 2 yıl içinde hiçbir tepki geliştirilemedi ve fabrikalar neredeyse 2 işçinin yaptığı işi 1 işçiye yaptırma politikasına geçti.

Mesela kendi çalıştığım fabrika gayet büyük, ortalama 2 bin kişiye istihdam sağlayan bir işyeriyken toplu sözleşmeden sonra her ay onlarca işçiyi işten çıkardı. Bu işten çıkarmalar; yükselen maliyet, üretimde daralma, çok fazla rapor alma gibi sebeplere dayandırıldı. İşveren işçilerin aldığı zammı, diğer işçiyi işten çıkartıp onun kazandığını, öbürüne vererek telafi etti. Bu durum karşısında sendikalar işten çıkartılmalara karşı hiç refleks almadı hatta görmezlikten geldi. Bunun üzerine işçiler, elde ettikleri görece iyi parayı kaybetmemek için mesai arkadaşlarının işten çıkartılmalarına sadece göz yummadı aynı zamanda kendileri yerine başkaları çıkartılsın diye sürekli birbirlerinin altını oydular. Türkiye de metal sektörü 2023’ten sonra yaşadığı bu süreçle birlikte karşıladı yeni toplu sözleşmeyi.

Sendikalar patronun işten çıkarmalarına önlem alamadığı için bu sefer birinci 6 ay için yüzde 38, ikinci 6 ay için enflasyon, üçüncü 6 ay için enflasyon+3, dördüncü 6 ay için enflasyon olacak şekilde bir taslak hazırladılar. Patronlar ise bu teklife, sözleşmenin 2 değil 3 yılda olmasını, tamamlayıcı sağlık sigortasının kaldırılmasını ve ilk 6 ay için enflasyonun altında yüzde 10 olmasını sağlayarak ile karşılık verdiler.

Belirtmekte fayda var, genellikle sendikalar ve patronlar arasındaki toplantılarda asgari ücretin açıklanması bekleniliyor. O zamana kadar yapılan toplantılar usulen oluyor. Herkes asgari ücrete göre tavır belirliyor. Sendikalar ve patronlar yüzde 25 gibi bir rakamda anlaşacaklar gibi duruyor, bu rakamın zaten 12.5 puanı MART-EYLÜL 2025 enflasyonu, geri kalan ise işçiye verilecek zam.

İşyerlerindeki işçiler genel olarak bahsedildiği gibi ya da umulduğu gibi greve çıkma taraftarı değiller. Hatta birçoğu grevin kötü bir şey olduğunu, 3 ay greve çıkarlarsa ülkenin bulunduğu ekonomik durumda kendilerini 1 yılda toparlayamayacaklarını düşünüyorlar. İşçilerin böyle düşünmesinin ekonomik sebepleri olduğu kadar sendikalardan kaynaklanan sebepleri de var. Mesela sendikaların patrona sunmak için hazırladığı taslağı işçilere sormadan hazırlaması, işyeri temsilcilerinin işyerinde çalışan işçiler tarafından değil, yukarıdan atanması, sendikanın grev kararından sonra işçilere sormadan anlaşacağı ve patronun her şey normale dönünce işçileri işten çıkartacağı gibi gerçekleri biliyorlar. İşçi, süreçlerin bir öznesi olmadığını ve patronla sendika arasına sıkışmış halde olduğunun farkında.

Tabi ki patronlar sendika ve işçiler arasındaki bu güven probleminden haberdarlar. O yüzden bu güvensizlik ortamında hem işçileri hem sendikayı baskı altına alabiliyorlar. Metal sektöründe yaklaşan bir fırtına şu an itibariyle ortalıkta görünmüyor. İşçilerin ekonomik kaygılar kadar iş kaygısına sahip olduğu gerçeği karşımızda duruyor. Sendikalar grev kararı alamaz, alsalar dahi üretimin zaten çok düştüğü bir ortamda işçiler bu karara uymaz. Metal sektöründe iş olarak bir daralma olduğu gerçeğini de düşünürsek 2026 yılında yapılması gereken sendikalardan bağımsız, işten çıkarmalara karşı bir dayanışma ağı örmek, işçileri arabulucular sayesinde patronların vicdanına terk edilmesini önlemek, hem sendikalara karşı hem patronlara karşı örgütlemek. İşçilerin bir fırtına yaratmasını ummak için onların dahil olduğu süreçleri örmek gerekiyor. Zam talepleri sendika tarafından sorulmadan, işten çıkartılırken hakları patron ve arabulucu tarafından belirlenen, neden işten çıkartıldığını dahi bilmeden kapıya konulan bir topluluktan bahsediyoruz.